'Çağ'

 

Geçenlerde bir podcast dizisine denk geldim.

Değerli oyuncuların da seslendirdiği, bir kadın yönetmen tarafından yapılmış bir proje.

Yeni olan her şeye karşı oluşan doğal ilgimle birlikte hemen ilk bölümü dinledim.

Proje konusu karanlık hikayeler, daha çok psikolojik gerilim.

İlk hikayede akli dengesi yerinde olmayan -kendilerince öyle karar verilmiş- bir kadının intiharı işlenmiş. Gayet çarpıcı ve vurucu.

Yalnız bir kısma fazlaca takıldım. Bu, daha çok Orta Doğu'yla birlikte içinde bulunduğumuz dünyanın bir gerçeği sanırım.

Hikayede, kurgusal bir karakter olan kadınımız geceleri yaşamayı tercih ediyor.

Gündüzleri görülmek istemiyor. -Bu psikolojik bir sorun olabilir, anlatmak istediğim bunun problemli olmayışı değil.-

Bir gece dışarı çıktığında ıssız bir sokakta bir sokak çocuğuyla karşılaşıyor.

Dış sesten sokak çocuğunun düşüncelerini ''bu saatte dışarıda olan bir kadının deli olacağını tahmin edemediğinden, onun orospu olduğunu düşünüyor.'' şeklinde duyuyoruz.  

Yani gece saatlerinde dışarıda olan bir kadın ya deli ya da orospu? 

Toplumumuzun algısı bu yönde?

Hatta çocuklarımıza kadar işlemiş?

Bu kavramların anlamlarını araştırmak şimdilik bi'kenarda dursun, önce bu bakışı bir değerlendirelim.

Yönetmenimizin de bu düşünceye katkıda bulunma niyeti değil, gözler önüne serip farkındalık yaratma niyeti olduğunu düşünmek istiyorum.

Bu düşünce çerçevesindeki yaklaşım sonucunda intihar ediyor çünkü kadınımız.

 

 

Bir kadının sadece gece saatlerinde dışarıda olduğu için deli ya da orospu olduğunu düşünmek nasıl bir şeydir?

Böyle bir genelleme bir erkek için de geliştirilseydi yine tepkim aynı olurdu ancak yaşadığımız toplumda bunun, kadınlara özel bir genelleme olduğunun elbette farkındayız.

Evde çok bunalıp hava almak istemiş, suyu, kahvesi ya da sigarası bitmiş,

belki bir arkadaşına uğramaya çıkmış, belki kötü bir rüya görüp dolaşmak istemiş,

belki bir misafirlikten evine dönüyor,  belki evdeki bir tartışma ortamından uzaklaşmak için hava almaya çıktı,

belki panik atağı var, belki sokakta kaybettiği kedisinin yasını tutuyor, belki yıldızları izlemeye çıkmış,

belki yalnızca geceleri dolaşmayı seviyor,  

daha türetilebilecek milyonlarca ihtimal varken neden sadece iki ihtimalimiz var bu toplumda? Her duruma bu genel geçer kulplar bulma isteği nereden geliyor?

Söyleyeyim; farklıya duyulan korkudan ve çoklukla köleleştirme ihtiyacından.  

Kimse sakın olur da özgür, özgün bir fikir edinir de yönetilemez hale gelir, aman.

Kalıplarla yönetilsin ki algılar, sadece biat edilsin,

etiketlensin ki her şey, bu siyah-beyaz dünya düzeni sürmeye devam etsin.

Hayır!

Çünkü güvenliğimizi başkasına devrettiğimiz çağlar geride kaldı.

Önce kendimize sonra birbirimize ait güvenliğimiz.

Çünkü güvenlik ihtiyacı adı altında bütün algılarımızı ele geçirdiler.

Belki de başta niyet bu değildi diyelim.  

Hayır.

Zaten başka ne olabilir ki gece saatlerinde sokakta dolaşan bir kadın?!

Onu da söyleyeyim; tüm kalıpların dışında, kendi kafasına dahi biat etmeyip devamlı sorgulayan, sırf canı istedi diye saate ya da havaya bakmaksızın çıkıp dolaşabilen bir kadın olabilir.  

İnsan yani.

O saatte yatağında uyuyan, araba kullanan, film izleyen, müzik dinleyen, sevişen, bebeğini emziren, annesine ilacını veren, mail yazan, kitap okuyan, ibadet eden, içen, resim yapan, uçuşa giden, iş yetiştiren, köpeğini gezdiren herhangi biri gibi.

Hiçbiri birbirinden farklı değil.

 

 

''Peki ya kadın cinayetleri?'' diyenler olacaktır, varlar.

Öldürülüyoruz diye kimse sokağa çıkmaktan korkmayacak, ilkel beyinlerimiz eğitilecek.

Amigdala'mız ''kendin gibi olmayanı yok et'' değil, prefrontal corteksimiz ''kendin gibi olmayanı tanı, çeşitlilik zenginliktir'' diyecek.

Demeyedebilir, yaz günü şort giydik diye minibüsten atmaya kalkmasın yeter.

Başta kendi için.

Biz kadınlar çekinmeyerek, erkeklerimiz ise kalıpların dışında düşünerek, düşündürerek yapacağız bunu.

Ebeveynlere düşen iş kadar, iletişim kurduğumuz herkeste bu düşünceyi uyandırabilme işi bize de düşebilir.  

Umrumuzda olmayadabilir, korkmayalım yeter.

Çözüm sınırlandırmada değil, sınırları aşmada.

 

 

Gece uykusunun beden sağlığı için önemini reddedemeyecek olmakla birlikte;

gece saatlerinde gelebilecek dolaşma isteğini ''vah vah'' layacaklara,  

dualite öğrenmelerini tavsiye ediyorum.

Yönetememe korkusu olanlara da, herkesin yalnızca kendini yönettiği bir dünya hayali.  

 

 

 

https://open.spotify.com/track/2fFo3cr969sHB8gBMS5SVo