‘Gaslighting’

 

“Mansplaining”, “Erilleme” veya “Açükleme” kavramına değinilmiş, fakat Gaslighting kavramına pek değinilmemiş. Bu yüzden bu konuya açıklık getirmek istedim.

“Gaslighting” 1938 yılındaki bir ingiliz tiyatro oyunundan alınmış bir terim. Gaz lambasıyla oynamak manasına geliyor. Tiyatronun yanı sıra beyaz perdeye de uyarlanmış, Ingrid Bergman’ın başrolünü üstlendiği ''Gaslight ( Işıklar Sönerken)'' adlı filminde de karşımıza çıkıyor. Tam olarak çevirisi olmasa da “kendinden şüphe ettirmek” gibi bir anlamı var.

“Mobbing” yani psikolojik tacizin bir çeşididir. İşyerinde Psikolojik Taciz makalesinde Pınar Tınaz Mobbing’i şöyle tanımlar:

Mobbing, rahatsız edici davranışlarla kendini gösteren, zaman geçtikçe acı vermeye başlayan ve olayların sarmal biçimde hız kazandığı; çeşitli aşamalardan oluşan bir süreçtir.

Gözümüze kolayca çarpan, bilinçli, kötücül taciz biçimlerinden farklı olarak, “Gaslighting”, aynı “mansplaining” gibi, bilinçli uygulanması gerekmeyen, içselleştirilmiş düşünce kalıplarının sonucunda ortaya çıkan bir kavramdır. Genelde ikili ilişkiler üzerinden ele alınan bu konuyu bu kez iş yaşamı açısından ele alacağız. 

Örneğin, işyerine geldiniz, herkes o gün yapılacak etkinliği konuşuyor ve etkinlik iki hafta önceden kararlaştırılmış, ancak sizin haberiniz yok. “Acaba kaçırdım mı?” diye düşünüyorsunuz. Ancak kimse size bilerek ya da bilmeyerek haber vermemiş. Sonuç olarak kendinizden, algılarınızdan şüphe ediyorsunuz.

Başka bir örnekte, toplantıda önerdiğiniz bir konu, laf kalabalığına getirilerek geçiştiriliyor. Önemsemiyorsunuz, ancak daha sonra genellikle erkek çalışan tarafından aynı şeyin önerildiğini ve kabul edildiğini görüyorsunuz. Sonuç yine kendinizden şüphe etmeniz.

Etraftaki insanların algıları, yaptıkları şeyler o kadar saçma ve aptalcadır ki, bunu herkes yaptığından sorgulamazsınız bile. Davet edildiğim bir iş denemesinde diğer çalışanlar kadın adayların özgeçmişlerinden isimlerini bulup, facebook profil resimlerini birlikte inceliyorlardı. “Adayları fiziksel görünüşlerine göre mi seçiyorsunuz?” diye sorduğumda gülerek “E herhalde” demişlerdi. O sırada durumun vahametini anlayamamıştım, çünkü herkes eğleniyordu. (Bütün çalışanlar erkekti tabii ki) Sonradan evde kendi kendime düşününce durumun vahametini algıladım. Bilinçli yapmıyorlardı. Durumu o kadar kanıksamışlardı ki, saçmalığın farkında bile değillerdi.

Bu kavramın “Mansplaining” ile ilişkisi, açüklemeye itiraz ettiğiniz anda ortaya çıkan tepki. O tuhaf, nefret dolu ya da alaycı, dalga geçen, küçümseyen bakış. Yani bir kadın olarak senin bilmemen ve benim bu konuyu sana açıklamam o kadar doğal ki zihniyeti. İtiraz ettiğinizde, “cadaloz” (ingilizce “bitch”), kaknem ya da kibarca, “Ya sen de çok hassassın canım” gibi tepkilerle karşılaşmanız durumu. Bunu herkes yaptığında, ofisteki diğer kadınlar veya bilinçli olduğunu bildiğiniz adamlar da duruma sessiz kaldığında, kendinizden şüphe ettiğiniz o enfes andır “gaslighting”.