'Özgür'

Kuşlar gökyüzü Bulutlar doğa Özgürlük hayvan uçan mavi gündüz Metin bulut atmosfer yazı tipi Göç Kuş göçü sakin kuş sürü Meteorolojik olgu Dünya

 

sıfat

  1. herhangi bir biçimde bir kısıtlamaya, bir koşula, bir zorlamaya bağlı olmayan.

  2. başkasının kölesi olmayan.

  3. (bir ülke, ulus için) yabancı bir gücün etkisi altında bulunmayan ya da totaliter bir güce boyun eğmeyen.

  4. kendi kendine hareket etme, karar verme, davranma gücü olan

  5. tutuklu olmayan.

  6. siyasal bir güç tarafından, özellikle iktidarca denetlenmeyen,

engellenmeyen.

Örnek cümle: “Ülkenin özgür basını, demokrasinin güvencesidir”

  1. çevresinin baskılarına, görgü kurallarına boyun eğmeyen, bildiği gibi

davranan (kimse).

Örnek Cümle: “Özgür bir kadın olduğunu öne sürüyor”

İşte böyle! Ailem adımı kulağıma fısıldarken bana çok bir tercih sunmamış. -teşekkürler anne/ baba-

Anlayacağınız üzere adım Özgür.

On yedi yaşımda beyin kanaması geçirip engelli olmam da hayatıma sağlam bir ironi katmaktan başka pek bir şey değiştiremedi. En azından benim ve sayılı insanın açısından. Keşke toplumda engelliye olan bakış- yaklaşımı geçtim- daha farklı olabilse.

Evet. Hem engelli hem kadın. Üçüncüyü bulursam, kombo yapacağım.

Sanırım, en temelde, bunlar beni kolektife itti. Aslında çekti desek daha doğru.

İsminin içindeki ‘kadın’ kelimesine tav olsam da kollektifi okuyunca içimdeki ‘engelli’ nin engellenmeyeceğinin fısıltısını duydum da geldim. Araştırdıkça, var olurken var edebileceğimi gördüm ve üye başvuru formunu doldurdum.

Ben kurumsal iş hayatına küseli dört yıl oluyor.

Yirmi yaşımdayken, basılıp yayımlanmış bir kitabım vardı benim. İngiliz dili ve edebiyatından mezun olan, Erasmus Programı’ yla bir yıl Almanya’ da hem okuyup hem yaşayan, Avrupa Amerika çıkıp çıkıp gezen, gönüllü bir stk adına yazdığı projeyle, teknoloji alanına imzasını atmış iki firmadan ödül alan işsiz bir kadınım.

İşsizim çünkü gittiğim iş görüşmelerinden birinde (sonuncusunda) cevaplamamı istenilen sorular şunlardı;

  1.  Buraya nasıl gidip geleceksin?
  2.  Yemekhane çok uzakta, nasıl gidip yemek yiyeceksin?
  3.  Çay/ kahve servis elemanımız yok. Ne yapacaksın?
  4.  Tuvalet durumun nasıl? Altını bezliyor musun?

Kafamdaki cevaplarda şöyleydi;

  1.  Amerika’ ya gidip gelebiliyorsam, Ataköy beni zorlamaz sanırım.
  2.  Online siparişin amacı neydi?
  3.  Termoslar niye icat edilmişti?
  4.  (Blue screen)

Daha neler neler duydum, ama bunlar üzerine patronumu kovup kendi kendimin patronu olmaya karar verdim. 

Önce, bir gün, Engelliler Günü’ nde, engellilerin bisiklet sürmelerine aracı olan bir topluluğun etkinliğine katıldım. Sonraki buluşmalarda, aslında bunun bir aktiviteden öte, engellilerin bisiklet sürme haklarıyla ilgili olduğunu öğrendim ve bulaşmayı/ bulanmayı sevmeye başladım.

Olayı bağımlılık yapıp üyelikten, başkanlığa giden bir süreçte yer aldım. Geçen yıl, bir bisiklet turunda kaportayı çizene kadar, stk hayatım sürüyordu.

Zamanla para kazanma gerekliliği daha da vurucu olmaya başlamıştı ki; en azından global bir firmada bir işe gireyim diye isteksiz isteksiz gezinirken, manevi yönden de tatmin olabileceğimi düşündüğüm, burada, gezintim -şimdilik- son buldu. Sistemi döndüren çark olmayarak, kendi sistemimle barış içerisinde yaşıyorum/ yazıyorum/ çalışıyorum/ üretiyorum.